Durmus KILIC

Giriş Formu

Dost Siteler

Dost Siteler

Ziyaretçi İstatistiği

Site Ziyaretleri
Icon10Bugün
Icon17Dün
Icon183Bu Hafta
Icon10Bu Ay
Icon97191Toplam

Akışlar

Kİm Var Sitede

Üye Bağlı Değil

Galeriden Resimler

Köy Enstitüleri
Üye Değerlendirme: / 1
 
Köy Enstitülerinin Kuruluşu, Felsefesi ve Etkileri
 
Yrd. Doç Dr. Durmuş KILIÇ

II. Meşrutiyet döneminden başlayan “köy için eğitim” politikaları Cumhuriyet döneminde de hızlanarak devam etmiştir.1923’te İzmir’de yapılan Türkiye İktisat Kongresinde köy eğitimi ile ilgili ilgi çekici kararlar alınmıştır. Bunlardan birisi, köy ilkokullarının geniş bahçesinin, ahır ve kümeslerinin olması gerektiğidir. Bunlar, öğretmenin denetiminde öğrenciler tarafından işletilmeli ve böylece çiftçilik çocuklara “uygulamalı” olarak öğretilmelidir.

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında J.Dewey, raporunda (1924) köye göre eğitim ve köy öğretmeni yetiştirme konusuna yer verilmiştir. 1926’da Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati Kayseri Zincidere köyünde bir “Köy Muallim Mektebi” açmıştır. Bu, Türk eğitim tarihinde köyler için açıldığı bilinen ilk öğretmen okuludur.

1933’de Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip köy için mıntıka(bölge) okulu uygulamasını getirmek istediyse de başarılı olamadı. 1936’da Saffet Arıkan’ın Bakanlığı döneminde Eskişehir’in Mahmudiye köyünde bir Eğitmen kursu açtı. Aynı yıl, daha büyükçe köylere(nüfusu 400’un üzerinde) öğretmen yetiştirmek üzere İzmir Kızılçullu’da ve Eskişehir Çiftelerde Köy Öğretmen Okulları açıldı. Bunlar sonradan Köy Enstitülerine dönüştürüldü.

Özetle, Köy Enstitülerinin kurulmasından önce köy öğretmeni yetiştirme konusunda bazı görüş ve arayışlar vardı.

Köy Enstitüleri, kurulduklarından itibaren en çok tartışılan eğitim kurumlarıdır. 1940’da 6 yaşın üzerindeki nüfusun %78’i, köylerde yaşayanların ise %90’ı okuryazar değildi. Ayrıca köyler sağlık, temizlik, gelişme imkânlarından uzaktı. Bu yaygın bilgisizlikle mücadele etmek, bunu yaparken köylerin sosyal ve ekonomik yapısında öğretmen ve eğitim kanalıyla düzeltmeler gelişmeler sağlamak Köy Enstitülerinin kuruluş amaçlarındandı. O zamana kadar mevcut öğretmen yetiştirme düzeni nazarı(teorik)ti. Yalnızca kitabi bilgileri öğreten öğretmen merkezli bir yapılanma vardı. Köye gitmeyen, orada kalmak istemeyen öğretmen tipi olduğu için suçlanıyordu öğretmenler. Oysa artık köy kökenli, yalnızca köye yararlı olacak, nasırlı ellerinde kalemle kitaptan çok, kazma, kürek, çapa bağ makinesi, keser vb. bulunan öğretmenler yetiştirilmeliydi. Köy enstitülerinin kuruluş felsefesi budur.

Köy Enstitüleri 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı kanunla kurulmuştur. Kurulmalarında Maarif Vekili Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un çok emeği geçmiştir.

Tonguç’a göre Türk aydınları o dönemde köye şöyle bakmışlardır:

  1. Köyü yeşillikler içinde, şarıl şarıl suların aktığı, türkülerin davul zurnalarını çaldığı, cennetten bir köşe olarak görenler.(Köyü bu güzelliklerle görenler köye koşmuşlar, fakat köyün gerçeği onların bütün hayallerini yıkmışlardır.)
  2. Köyü pis, susuz, aç, hastalıklı görenler. Köylü kaba sabadır. Bunun önüne geçebilmek için köye gidilmeli ve onlara rehberlik edilmelidir diyen aydınlar vardır.
  3. Köyün problemi ziraat, bir nüfus ve mektep meselesidir diyen görüştekiler. Bu görüşteki aydınlar ise, köylüye bankalar aracılığı ile imkânlar oluşturulmalı, para meselesi halledilmelidir görüşünü savunmaktadırlar.
  4. Köye ve köylüye ekonomik ve kültürel yönden bakanlar ise köylünün birleştirilerek şehirleştirilmelerini savunurlar. Bu görüşte gerçeklerden uzak olduğu için gerçekleşme şansı pek bulunamamıştır. Bu görüş 1961’den sonra çeşitli siyasi partilerin programlarında da mevcuttur. “Köy Kentler” , “Tarım Kentleri”, “Kültür Kentleri” gibi.
  5. Bu görüşü savunanlar, materyalist bir anlayışla köy meselelerine yaklaşmak istemişler, onun yanlış ve çirkin yönlerini de zootekni, biyoloji, kimya vs. ile örtmeye çalışmışlardır. Köyü incelemek için birçok laboratuarlar kurmuşlar, fakat bizzat köyün içine giremedikleri için başarılı olamamışlardır.

Tonguç ise bu aydınların görüşlerini sıraladıktan sonra kendisi, köye yenilik getirmek devletin yaptığı plan çerçevesinde köy gerçeklerinden güç olmak suretiyle köye yerleşecek kahramanların çalışmalarıyla mümkün olur. Köy meselesi ancak köye yerleşerek, toprağı ile yoğrularak, ayranını içerek, dertleriyle dertlenip, sevinçlerini paylaşarak, bozuk köprüyü birlikte onararak ve çocuğunu okutarak halledilebilir görüşündedir.

İsmail Hakkı Tonguç’un “köycülük “anlayışı, köy enstitülerinin kuruluş felsefesinde büyük bir role sahiptir. Batı toplumlarında gelişen “Üretim Okulu” anlayışının Türkiye’de uygulama imkânları “Köy Enstitüleri”yle vücut bulmuştur. Ancak üretim okulunun iki yönünden birisi “iş ile eğitim”, ikincisi “iş için eğitim” uygulamasıdır. Tonguç’un Köy Enstitüleri için düşündüğü “iş ile eğitim” ilkesidir. Yani, iş eğitimde amaç değil, araç olarak kullanılmalıdır. Ancak uygulamada ziraat üretimine yönelmiştir. İş’in eğitimde amaç olması demek, okul= fabrika demektir. Özellikle Rusya’daki politeknik okullarda olduğu gibi, okulda tıpkı fabrika gibi üretim yapılmalıdır. İsmail Hakkı Tonguç Köy Enstitülerinde “iş ile eğitim” ve” iş için eğitim” i sentezini yapmıştır. Kısaca, teoride iş okulu anlayışını savunmuş, uygulama da ise üretim okulu anlayışını gerçekleştirmiştir. Fakat bir çok sosyal ve ekonomik şartlar bu uygulamayı başarısızlığa uğratmıştır.

Köy Enstitüleri (1940)1.İzmir- Kızılçullu2. Eskişehir-Çifteler3. Lüleburgaz- Kepirtepe4. Kastamonu- Gölköy5. Malatya- Akçadağ6. Antalya- Aksu7. Ladik- Akpınar8. Adapazarı- Arifiye9. Vakfıkebir- Beşikdüzü10. Kars- Cılavuz11. Bahçe- Düziçi12. İsparta- Gönen13. Balıkesir- Savaştepe14. Kayseri Pazarören
Köy Enstitüleri (1941)Kurulanlar:                           15. Ankara- Hasanoğlan16. Konya Ereğli- İvriz
 
Köy Enstitüleri (1942)Kurulanlar:17. Yıldızeli- Pamukpınar
18. Erzurum- Pulur 
 
Köy Enstitüleri (1944)Kurulanlar:19. Erganı- Dicle20. Aydın Ortaklar
Köy Enstitüleri (1948)Kurulanlar:21. Van- Erciş


 

 

Enstitülerin ilk resmi öğretim programı 1943 tarihlidir. Buna göre, bunlar ilkokuldan sonra 5 yıl öğretim yapmaktadırlar. Ve bu süre içinde 114 hafta kültür dersleri, 58 hafta ziraat dersleri, 58 hafta teknik ders ve çalışmalar yapılmaktadır.

Köy Enstitülerine, ilkokulu bitiren köy çocukları sınavla alınıyordu. Kız öğrencilerle karma eğitim uygulanıyordu. Okul binalarını öğrenciler yapmışlardır. İşe dayanan zor bir eğitim öğretim yapılıyordu. Konya İvriz Köy Enstitüsünden mezun olan bir öğretmen, 1950’de bir Ankete verdiği cevapta; “güç, bakımsız şartlar altında çalışmalarını yaptıklarını, kışın üç ay ders yaptıklarını (günde 8 saat) yılın diğer aylarında elimiz yüzümüz harç, kireç içinde, ameleden aşağı bir şekilde çalışırdık. 3 senede koca koca binalar meydana geldi” diye cevap vermişlerdir.

Enstitülerin öğretmenleri 1940 tarihli Kanunda Fakülteler, yüksek okullar, sanat okulları, Gazi Eğiti Enstitüsünden öğretmen tayin edileceği şeklindedir. Fakat 2. Dünya savaşının sıkıntıları nedeniyle, bazen bu konu ciddiye alınmamış, bazı köy öğretmenleri de Enstitülere atanmışlardır. 1946’da Köy Enstitülerinde 620 öğretmen vardır.

Köy Enstitülerinin Kapatılması:

Köy Enstitülerinin programları 1947’de biraz değiştirilmiştir. Kültür derslerine genel bilgi dersleri denmiş ve bunlarla ötekilerden daha fazla saat ayrılmıştır. Bu değişiklik Köy Enstitüleri felsefesinden ilk belirgin uzaklaşmadır. Demokrat Parti iktidarı sırasında şu gerekçe ile kapatılma yoluna gidilmiştir.

“Uygulama, hem öğretmen, hem de ziraatçı veya sanatkâr yetiştirmenin mümkün olamayacağını ve öğretmenin çalışmasını bu şekilde bölmenin okulun zararına olduğunu gösterdi. Böylece “üretici- sanatkâr” yanı devlete fazla mali yük getirmeyecek öğretmen yetiştirme isteğinin gerçekleşmediği görüldü ve vazgeçildi”.

Bu değişiklik 1952–1953 ders yılından itibaren uygulanmış ve Köy Enstitüleri önemli ölçüde genel bilgi derslerine yönelmiştir. Şubat 1954’te 6234 sayılı Kanunla tümüyle geleneksel İlk öğretmen okullarıyla birleştirilmiştir.

Köy Enstitülerinden toplam18.000 erkek öğretmen, 2000 bayan öğretmen, 2000 kadar sağlık memuru yetişmiştir.

Köy Enstitüleri, bulundukları çevreye dolaysız ve dolaylı ekonomik, kültürel, sosyal etkileri olmuştur. Köy okulu yapımı, arazi sağlanması gibi konular öğretmenlerle köylü arasında sürtüşmelere sebep olmuş, bu seçimlerde siyasi bir istismar konusu olmuştur. Hatta Enstitülerin kapatılması konusunun köylünün Enstitüler hakkındaki olumsuz propagandanın da etkisinin olduğu yönündedir. Buna öğretmenlerin kendi köylerine atanmalarının kıskançlıklara yol açması, Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmenlerin başöğretmen olmaları, diğer öğretmenler arasında çatışmalara sebep olmuştur. Enstitü öğretmenlerinin “sol” görüşlü olmaları konusundaki girişilen propagandalar, siyasi partiler arasında bir siyasi çekişme haline getirmiş, konuya bilimsel açıdan ve soğukkanlılıkla yaklaşılamamış, aksayan yönler düzeltilmesine gidilme yerine kolaycılığa gidilerek bu okullar kapatılmıştır.

Türk Eğitim Tarihinde okul kapatma ve açma siyasi kurumların etkisiyle olmaktadır. Eğitim sistemimizin amaçları arasında yer alan “millik” ilkesi doğrultusunda değişen ve gelişen dünya gerçeklerini de dikkate alarak, üretici, girişken, bilişim teknolojileri kullanabilen, yapıcı ve yaratıcı insan yetiştirilmesi felsefesi daha fazla dikkate alınmalıdır.Yaralanılan Kaynaklar:

Akyüz, Y.(2009). Türk Eğitim Tarihi, Pegem Yayımları, Ankara.

Akyüz, H.(1983). Türk Eğitimcileri, Edebiyat Fak Yayınları, Erzurum.

 

 
Köy Kültüründe Sosyal İlişkilerin Eleştirel Açıdan İncelenmesi
Üye Değerlendirme: / 2
 
Köy Sosyolojisi, tarım kesiminin problemleri, sosyal değişme (kırsal alanda), teknolojik değişmenin meydana getirdiği problemler, değer sistemlerindeki değişmeler, kasaba- köy- şehir ilişkileri, köyde liderlik problemi, köyün genel yönetim problemleri gibi konularla ilgilenmektedir. 
 
Öğretmen Yeterlikleri ve 24 Kasım Öğretmenler Günü
Üye Değerlendirme: / 6
Öğretmen yeterlilik araştırması


TÜRK Eğitim Derneği (TED), uluslararası alanda öğretmenlik mesleği standartlarının incelenmesi ve Türkiye’de ilköğretim öğretmenlerinin yeterlilikleri değerlendirilerek standartların geliştirilmesi amacıyla bir araştırma gerçekleştirdi.

TED’in 12 ilde 2007 öğretmen, 272 yönetici, 4450 öğrenci ve 2112 veli ile gerçekleştirdiği alan araştırması öğretmenlerin mevcut durumu ve yeterlilikleri ile ilgili çarpıcı bulgular ortaya koyuyor. TED Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu’nun verdiği bilgilere göre maalesef:1) Öğretmenler iyi yetiştirilememektedir. 2) Öğretmenler sosyo-ekonomik açıdan ihmal edilmektedir. 3) Öğretmenlerin mesleki gelişimleri için yeterli ve uygun bir hizmet içi eğitim sağlanamamaktadır.4) Uygulanabilir bir öğretmenlik yeterlilikleri sistemi oluşturulamamıştır.* * *Bulgular özetle şöyle:Öğretmenlerin yılık geliri, uluslararası ortalamalardan yaklaşık %50 daha azdır. Öğretmenlerin %32’si 1.500 TL’den daha az aylık hane halkı gelirine sahiptir. Göreve yeni başlayan bir ilköğretim öğretmeninin yıllık maaşı OECD ülkelerinde ortalama 28.667 dolar ve 19 AB ülkesinde 29.518 dolar, Türkiye’de ise 14.063 dolardır.Öğretmenlerin %21.7’si mezun olduğu alanın dışında öğretmenlik yapmaktadırÖğretmenler arasında son iki yılda herhangi bir hizmet içi eğitim etkinliğine katılanların oranı %40’tır. Öğretmenlerin sadece %12’si eğitim bilimleri ya da alanlarıyla ilgili bir yayın izlemektedir. Öğrencilerin bireysel gelişim dosyalarını inceleyen öğretmenlerin oranı binde üçtür.Velilerin tüm sınıflar düzeyinde ortalama %59.5’i çocuğunun okulda daha başarılı olması için ek bir eğitim aldırmaktadır. İlköğretimde yaklaşık 1.856.000 öğrenci dershaneye gitmektedir.Öğretmenlerin %22’si derslerinde tepegöz, bilgisayar, projeksiyon cihazı gibi teknolojileri bir kez bile kullanmadıklarını belirtmiştir.* * * TED’e göre bazı çözüm önerileri:1) Öğretmenlerin iyi yetiştirilmesi için ilgili kurumlar arasında işbirliği sağlanmalıdır. 1997 yılında kurulan Öğretmen Yetiştirme Türk Milli Komitesi, bugüne kadar kuruluş amaç ve görevlerini yerine getirebilecek bir yapı ve işlerliğe kavuşturulmalı, YÖK, MEB ve eğitim fakültelerinin işbirliği içinde çalışmasını sağlayacak bir yapı oluşturulmalıdır. 2) Öğretmen yeterliliklerinin geliştirilmesi için öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının kapasitesi geliştirilmelidir. Örneğin öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı Dicle’de 867, Gaziantep’te 12’dir. Eğitim fakültelerinin 22’sinde fizik, 20’sinde kimya, 19’unda biyoloji laboratuvarı yoktur.3) Öğretmenlik mesleği yeterlilikleri hizmet içi eğitim ve sürekli mesleki gelişim uygulamaları ile ilişkilendirilmelidir. Hizmet içi eğitim için 2009 yılı bütçesinden öğretmen başına ayrılan pay yaklaşık 17 TL’dir.4) Öğretmenlik mesleği yeterlilikleri, eğitim bilimleri alanında ve öğretim programlarında gelişmelerle uyumlu bir biçimde tanımlanmalıdır. Yeterlilikler yüzlerce maddeden oluşan karmaşık yapıdan çıkarılarak aşamalı ve yönetilebilir ölçekte başlanmalıdır.5) Bu çalışmaların en azından bir bölümü bazı teşviklerle hayırseverler tarafından proje bazlı katkılarla çözümlenmelidir. (Cüneyt Ülsever'den aktarılmıştır)* * *Bana emeği geçen tüm öğretmenlerimin saygı ile ellerinden öperim.
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 4 Toplam: 5
RocketTheme Joomla Templates