Durmus KILIC

Giriş Formu

Dost Siteler

Dost Siteler

Ziyaretçi İstatistiği

Site Ziyaretleri
Icon12Bugün
Icon14Dün
Icon45Bu Hafta
Icon390Bu Ay
Icon78941Toplam

Akışlar

Kİm Var Sitede

Üye Bağlı Değil

Galeriden Resimler

Köye Göre Öğretmen Yetiştirme Düşüncesi ve
Üye Değerlendirme: / 1
dkilic.jpg

1913 yılında çıkarılan “Geçici İlköğretim Kanunu’nda” her il merkezinde yatılı bir ilk öğretmen okulu ve gerekli görülen yerlerde de birer yatılı kız öğretmen okulu açılması öngörülmüştür. Bu amaçla, öğretmen yetiştirmede yeni fikirler üretilmeye başlandı. Köye göre öğretmen yetiştirme hareketi bunlardan biri idi.

            1914’de Kastamonu milletvekili İsmail Mahir Efendi her il ve sancakta, köy çocuklarına özgü yatılı okullar açılması fikrini ileri süren eğitimcilerden birisidir. O, her köyden bir kız, bir erkek çocuk alınarak, köy okulu öğretmenleri yetiştirilmesini; onları bu işe hazırlarken, köylülerin de okula ayıracak araziyi, elbirliği ile işleyerek, elde edilecek ürünlerden yararlanarak, hem okul binalarını yapmalarını hem de öğretmenlere, bu yoldan aylık verilmesini önermiştir.

            Bu fikirler araya giren savaşlar dolayısıyla uygulama imkânı bulamadı. Ancak mevcut okullar toplumun öğretmen ihtiyacını karşılayamıyordu. Yeni öğretmen okullarına olan ihtiyaç günden güne artıyordu. Bu ihtiyaç Cumhuriyet döneminin başlangıcından itibaren devam ettiği için Türkiye’ye çağrılan Amerikalı eğitimcilerden J. Dewey Türkiye’yi adım adım gezerek 1924’te Milli Eğitim Bakanlığına sunduğu raporunda, köye uygun öğretmen yetiştirilmesi gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur.

 Eğitmen Kurslarının Açılması

1935–36 öğretim yılında, Eskişehir-Çifteler çiftliğinde, Milli Eğitim ve Tarım Bakanlıklarının işbirliği ile köylere “eğitmen” yetiştirmek üzere bir kurs açılmıştır. Kursa askerliklerini er, onbaşı ve çavuş olarak yapmış, okuma yazma bilen gençler alınmıştır. İlköğretim müfettişleri yönetiminde başarılı ilk öğretmenlerden dersler alarak yetiştirilmişlerdir. Altı ay kurs gören eğitmenler, 1936 yılında Ankara köylerinde stajyer olarak göreve başlamış ve başarılı oldukları gezici başöğretmenler tarafından da gözlenmiştir. Bu uygulamanın başarılı olduğu anlaşılınca, 1937 yılında 3238 sayılı “Köy Eğitmenleri Kanunu” çıkarılmıştır.

Eğitmen adayında aranan nitelikler ise şunlardır:

  1. Eğitmen adayı köy hayatını yaşamış ve köye bağlanmış olmalıdır.
  2. Köyde yapacağı işler dolayısıyla karşılaşacağı güçlükleri yenecek güçte olmalıdır.
  3. Köye sade ve ileri bir hayat sokabilmek için yılmadan çalışabilmelidir.
  4. Köyde zorunlu öğrenim çağındaki çocuklar ile yetişkin gençlere okuma- yazma, hesap ve yurt yaşama bilgilerini öğretebilecek seviyede olmalıdır.
  5. Köylüye rehberlik edebilecek seviyede olmalıdır.
  6. Köyün yararları, kendi yararları ve devletin yararlarının birbirine bağlı olduğunu bilerek çalışmalıdır.

            Eğitmenler, hazırlanan kılavuzlara göre öğretim yaptıkları gibi, köylünün ihtiyacı bulunan tarım bilgileri de onlara öğretiyorlardı. Ayrıca, yaşayışları ile köylüye örnek olmaları isteniyordu.

            Köyümüz ve çevre köylerimizde de bu uygulamadan yararlanan eğitmenlerimizden başta Alaatin DEMİRCİ (Çavuş) amcamızı ve ebediyete intikal etmiş bütün eğitmen ve öğretmenlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Bizlerin yetişmesine ve bu günlere ulaşmamıza yardımcı olan çok kıymetli ilkokul öğretmenim Behram KOÇAK Bey’e, saygıdeğer eşlerine en kalbi duygularımla selam ve saygılarımı sunmak istiyorum. Bir sonraki yazım “Köy Enstitüleri “olacaktır. Sağlıcakla kalınız.

                                                                   Yrd. Doç Dr. Durmuş KILIÇ

 
Köy Kültüründe Sosyal İlişkilerin Eleştirel Açıdan İncelenmesi
Üye Değerlendirme: / 1
 
Köy Sosyolojisi, tarım kesiminin problemleri, sosyal değişme (kırsal alanda), teknolojik değişmenin meydana getirdiği problemler, değer sistemlerindeki değişmeler, kasaba- köy- şehir ilişkileri, köyde liderlik problemi, köyün genel yönetim problemleri gibi konularla ilgilenmektedir. 
 
Öğretmen Yeterlikleri ve 24 Kasım Öğretmenler Günü
Üye Değerlendirme: / 6
Öğretmen yeterlilik araştırması


TÜRK Eğitim Derneği (TED), uluslararası alanda öğretmenlik mesleği standartlarının incelenmesi ve Türkiye’de ilköğretim öğretmenlerinin yeterlilikleri değerlendirilerek standartların geliştirilmesi amacıyla bir araştırma gerçekleştirdi.

TED’in 12 ilde 2007 öğretmen, 272 yönetici, 4450 öğrenci ve 2112 veli ile gerçekleştirdiği alan araştırması öğretmenlerin mevcut durumu ve yeterlilikleri ile ilgili çarpıcı bulgular ortaya koyuyor. TED Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu’nun verdiği bilgilere göre maalesef:1) Öğretmenler iyi yetiştirilememektedir. 2) Öğretmenler sosyo-ekonomik açıdan ihmal edilmektedir. 3) Öğretmenlerin mesleki gelişimleri için yeterli ve uygun bir hizmet içi eğitim sağlanamamaktadır.4) Uygulanabilir bir öğretmenlik yeterlilikleri sistemi oluşturulamamıştır.* * *Bulgular özetle şöyle:Öğretmenlerin yılık geliri, uluslararası ortalamalardan yaklaşık %50 daha azdır. Öğretmenlerin %32’si 1.500 TL’den daha az aylık hane halkı gelirine sahiptir. Göreve yeni başlayan bir ilköğretim öğretmeninin yıllık maaşı OECD ülkelerinde ortalama 28.667 dolar ve 19 AB ülkesinde 29.518 dolar, Türkiye’de ise 14.063 dolardır.Öğretmenlerin %21.7’si mezun olduğu alanın dışında öğretmenlik yapmaktadırÖğretmenler arasında son iki yılda herhangi bir hizmet içi eğitim etkinliğine katılanların oranı %40’tır. Öğretmenlerin sadece %12’si eğitim bilimleri ya da alanlarıyla ilgili bir yayın izlemektedir. Öğrencilerin bireysel gelişim dosyalarını inceleyen öğretmenlerin oranı binde üçtür.Velilerin tüm sınıflar düzeyinde ortalama %59.5’i çocuğunun okulda daha başarılı olması için ek bir eğitim aldırmaktadır. İlköğretimde yaklaşık 1.856.000 öğrenci dershaneye gitmektedir.Öğretmenlerin %22’si derslerinde tepegöz, bilgisayar, projeksiyon cihazı gibi teknolojileri bir kez bile kullanmadıklarını belirtmiştir.* * * TED’e göre bazı çözüm önerileri:1) Öğretmenlerin iyi yetiştirilmesi için ilgili kurumlar arasında işbirliği sağlanmalıdır. 1997 yılında kurulan Öğretmen Yetiştirme Türk Milli Komitesi, bugüne kadar kuruluş amaç ve görevlerini yerine getirebilecek bir yapı ve işlerliğe kavuşturulmalı, YÖK, MEB ve eğitim fakültelerinin işbirliği içinde çalışmasını sağlayacak bir yapı oluşturulmalıdır. 2) Öğretmen yeterliliklerinin geliştirilmesi için öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının kapasitesi geliştirilmelidir. Örneğin öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı Dicle’de 867, Gaziantep’te 12’dir. Eğitim fakültelerinin 22’sinde fizik, 20’sinde kimya, 19’unda biyoloji laboratuvarı yoktur.3) Öğretmenlik mesleği yeterlilikleri hizmet içi eğitim ve sürekli mesleki gelişim uygulamaları ile ilişkilendirilmelidir. Hizmet içi eğitim için 2009 yılı bütçesinden öğretmen başına ayrılan pay yaklaşık 17 TL’dir.4) Öğretmenlik mesleği yeterlilikleri, eğitim bilimleri alanında ve öğretim programlarında gelişmelerle uyumlu bir biçimde tanımlanmalıdır. Yeterlilikler yüzlerce maddeden oluşan karmaşık yapıdan çıkarılarak aşamalı ve yönetilebilir ölçekte başlanmalıdır.5) Bu çalışmaların en azından bir bölümü bazı teşviklerle hayırseverler tarafından proje bazlı katkılarla çözümlenmelidir. (Cüneyt Ülsever'den aktarılmıştır)* * *Bana emeği geçen tüm öğretmenlerimin saygı ile ellerinden öperim.
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 4 Toplam: 5
RocketTheme Joomla Templates